Laf olsun işte


Bir Başarı Hikayesi; Darka

Yabancı sanayicileri poşete soktu

Abisinin yanında çıraklıktan başlayan makinecilik merakı Ömer Eskin'e iki okul okutmuş. Eşiyle birlikte hayatının büyük kısmı işbaşında geçen Eskin, poşet makinesinde kısa sürede seri üretim yapmayı başararak yabancıların tekelini kırmış.

İSTANBUL - Makine üretimi yapan orta boy işletmelerin olduğu sanayi sitelerini gezerseniz benzerlerini bol miktarda duyabileceğiniz bir hikâye anlatacağız size. Aslında hikâye bir şirketin hikâyesi gibi görünse de Türkiye'de makine sektörünün gelişimini bu şirketin hikâyesi üzerinden okuyabilirsiniz. Hikâyemizin kahramanı Ömer Eskin, Çorum Alaca'da doğmuş. Memurluk ve daha sonra da esnaflık yapan babasının 11 çocuğundan sadece sadece dördü hayatta kalabilmiş. Ağabeyi Arslan okumamış ve demirciliğe merak salmış. Demircinin yanında çıraklıktan başlayarak makine imalatının her aşamasını öğrenmiş. Ağabeyinin para kazanmak için İstanbul'a gelmesinden sonra, o da sekiz yaşından itibaren yazları ağabeyinin yanında çalışmaya İstanbul'a gelmiş. Okuldan artakalan zamanlarda hep bu işi öğrenmekle geçmiş çocukluğu. İlkokulu İstanbul'da bitirdikten sonra Darüşşafaka'ya giren Ömer beyin hayatında bu okulun da büyük etkisi olmuş.

Otomobili LPG'li yapmışlar 1970'li yılların yokluk ve ekonomik zorlukları Anadolu'dan gelen bu kardeşleri her sorunun üstesinden gelebilecek şekilde yoğurmuş. Benzinin karneyle satıldığı yokluk ortamında, daha rahat alınabilinen mutfak tüpü ile çalışan otomobil sistemleri geliştirmişler. LPG'li araçların 1990'larda yolları doldurmasından neredeyse 20 yıl önce, iki arabalarını da tüple çalışır hale getiren girişimciler bu zor dönemi de cin fikirleriyle rahatlıkla aşmışlar. Liseden sonra o zamanlar çok popüler olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'ne girer Ömer Eskin. Ama eğitimi 'devam edilmesi gereken bir süreç' gibi görmektense, "ihtiyaç duyduğu bilgilere erişmek için bir yol" olarak gören Ömer bey işletme fakültesini bırakır, tekrar üniversite sınavına girer ve Boğaziçi Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölümü'nü kazanır. Elektronik öğrenmelidir, zira bu dönemde poşet makinesi üretimindeki işleri büyüten ağabeyleriyle birlikte daha gelişmiş makineler üretmek istemektedir. Ömer Eskin üniversitede ihtiyacı olan bilgileri hocalarını sürekli sıkıştırarak öğrenir. Elektronik eğitimi sayesinde o zamanlar diğer üreticilere büyük fark atarak çok güzel poşet imalat makineleri yaparlar. Ardından yaptıkları işte ihtiyaçları yine değişir Ömer beyin ve ticaret öğrenmesi gerekir. 1984 yılındaki aftan yararlanarak eski bölümüne döner ve yarıda kalan işletme eğitimini tamamlar.

Ömer beyin okuldan gelen arkadaşlarıyla ortaklıkları uzun sürmez. Daha önce ağabeyiyle çalışırmış olan Kemal Serbest'i ortak alarak yoluna devam eder. Kemal bey de bir yandan çalışırken diğer yandan eğitimine devam eder ve üniversite eğitimini ölçme ve kontrol sistemleri üzerine yapar. Ömer bey, ağabeyinin şirketi Esmak'tan ayrılırken onlara rakip olmama kararı alır. 1970 ve 80'li yıllarda Türkiye'deki birçok poşet fabrikasının makinelerini yapan ağabeyi Arslan Usta ise Esmak adındaki şirketiyle mekanik ağırlıklı makineler yapmaya devam eder. Ancak poşet makinelerine teknolojiyi entegre ederek farklılaşabileceklerini gören Ömer bey, enerjisinin büyük kısmını Ar-Ge ve tasarıma ayırır. Ancak Esmak'tan ayrıldıktan sonra ne makineleri ne de doğru dürüst sermayeleri olan ortaklar, tek sermayeleri olarak gördükleri hayallerini satmak için çok çaba sarf ederler. 1980'li yılların sonunda gerekli olduğu halde piyasada büyük ebatlarda torba üreten makine olmadığı için bu torbaların seri üretimine yönelik makine yapımına yönelmişler. Daha önceden irtibatları olan poşet üreticilerine gider ve onlara hayallerini anlatır Ömer bey. Anlattıklarından etkilenenler fiyatını ve ne kadar zamanda teslim edebileceğini sorduklarında cevap veremez. Çünkü şimdilik sadece hayalleri vardır. Fiyat konusunda fikir verebilmek için abisinin yaptığı makinelerin iki üç katına mal olabileceğini söyler. Bu kadar muğlaklığa rağmen üç firma onlara güvenir ve anlaşmalar yapılır. Hayallerini satın alan bu firmaların isimlerini altını kalın kalın çizerek anıyor Ömer bey: Pitaş, Ay Plastik ve Mepsan. Bu üç firma ne alacaklarını bilmeden ödemelerin de bir kısmını önceden yapar. Hayaller satılmıştır ama ortada daha hiçbir yatırım yoktur. Konuştukları firmalardan biri, sanayi sitesinde boş kalan 150 metrekarelik bir işyerini bir seneliğine bu girişimci gençlere verir. Sıra artık gelir makineleri bulmaya. Darka'nın ilk torna makinelerini Ömer beyin Darüşşafaka'daki büyüklerinden, torna makineleri ithalatıyla uğraşan Arif Aymutlu sağlar. Makinelerin parasının sadece ufak bir kısmını, onu da malı üretecekleri firmalardan aldıkları çeklerle öderler. Birkaç tane de işçi bulurlar ve her şey tamamdır artık. Tek bir eksikle: Çizim masası.

Makinenin çizimini duvarda yaptı Makine üreticileri için en önemli araçlardan biri olan çizim masasını alacakları paraları olmadığı için atölyelerinin bir duvarını beyaza boyayarak bu ihtiyaçlarını karşılarlar. Ömer bey ilk makinelerin çizimlerini birebir ebatta renkli tebeşirlerle duvara çizer. Tornacı ve kaynakçıları da ilk kez karşılaştıkları bu yöntemle, duvarda gördükleri makineyi birebir yapmaya çalışırlar. Tüm bu aksaklıklara rağmen o zamanlarda daha dünyanın hiçbir yerinde kullanılmamış teknikler içeriyormuş yaptıkları makine. Tabii çok kısıtlı şartlarda, gece gündüz çalışarak ve küçük bir ekiple yapılan ama bol maceralı geçen üretim sürecinde Ömer bey birçok kaza da atlatmış.

Zoraki yazılımcı olmuşlar Esmak'ın mekanik olarak üretimine devam ettiği makineleri bilgisayarla çalışan sistemlere dönüştürmüşler bu çalışma sonucunda. Türkiye'de ilk elektronik poşet makinelerini üreten Darka, makinenin bilgisayar sistemini kurmak için Türkiye'de yazılımcı aradığında bulamamış. Boğaziçi Üniversitesi'nden çağırdıkları profesörler de işin altından kalkamayınca iş başa düşmüş ve diğer ortak Kemal bey yazılım yapmayı öğrenerek bu yazılımı geliştirmiş. Ürettikleri bu hibrid makinelerin bir süre sonra seri üretimine geçen Darka, birkaç senede neredeyse bütün çevre ülkelerin ihtiyaçlarını karşılar konuma gelmiş. Uzakdoğu'lu makine firmalarının da Türkiye'den kaçmalarına sebep olmuş. Son on yıl içerisinde Yunanistan, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Rusya ve diğer eski SSCB ülkeleri en büyük müşterileri imiş. Ondan öncesinde iş yaptıkları Ortadoğu ülkelerini bir dönem Tayvanlı üreticilere kaptırsalar da şimdilerde tekrar müşterilerinin kendilerine döndüğünü söylüyor Ömer Eskin. Son zamanlarda ise ABD pazarına yönelmişler. Darka'nın sahipleri ürettikleri makinelerin bu pazarlarda başarılı olacağına inanıyorlar. Bu güvenin arkasında bazı cesaret verici gelişmeler de yok değil. Örneğin Beko kendisine ambalaj tedarik eden firmanın ürettikleri poşet değişince, tekrar Darka makineleriyle üretilen poşetlerden istemiş. Bu yüzden Kayseri'de bir firmaya yıllar önce sattıkları bir makineyi hemen hemen aynı fiyata alarak bu tedarikçi firmaya transfer etmişler. Yine iç pazarda daha önce hep ithal makinelerle üretilebilen kargo poşetlerini üreten bir makine de geliştirmişler ve bu sayede poşet üreticilerini yabancı makine üreticilerinin tekelinden kurtarmışlar.

0 Responses to “Bir Başarı Hikayesi; Darka”

Yorum Gönder



© 2006 Laf olsun işte | Blogger Templates by GeckoandFly.
No part of the content or the blog may be reproduced without prior written permission.
Learn how to make money online | First Aid and Health Information at Medical Health