DAHİ YA DA ŞAKLABAN OLMAKOnlar stadyumların üstünde oluşturacakları statik bir alanla, zemine yağmur düşmesini engelleyebileceklerini iddia ediyorlar.
Basit bilimsel verilerle bile kimilerinin beyninde bambaşka şeyler canlanabiliyor. Küçük çocukların bir yerlerden söktükleri mıknatıslarla nasıl oynadıklarını hatırlayın; aynı kutuplar birbirini iter…Bu basit bilgi yeni bir icadın ve ürünün başlangıcı, tetikleyici sayılabilir Özgür Öztoker ve ortağı Hasan Kasap için...Öztoker, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Kasap ise aynı üniversitenin spor akademisinden mezun. Ortak yanları ise elektrik ve elektronik konularında saplantı haline gelmiş merakları. İkili ilk tanıştıklarında 1.5 voltluk pille 220 voltluk bir ampulü yakmayı başarmışlar. Ve şimdide yeni icatlarının adı ise Sanal Şemsiye.
Yağmur damlaları negatif yüklü olduklarından birbirini itiyor ve bu nedenle damlalar halinde yere düşüyorlardı. O halde kurulacak negatif yüklü bir statik alan istenildiğinde yağmur damlalarının belirlenmiş bir alana düşmesini engelleyebilirdi. Konvertisör, redresör ve asimetrik kapasitörü doğru şekilde kombine ederek istedikleri negatif yüklü statik alanı oluşturmayı başarmışlar. Yalnız bir konu onları rahatsız etmiş. Daha önce Kanyon alışveriş merkezinde sundukları projede görüştükleri yetkililerin “ Bu ürünü GE gibi bir firma bize sunmuş olsaydı hemen alırdık ama siz bir Türk firmasısınız; almadan önce birkaç yerde daha görmek istiyoruz” demesi bile onların morallerini bozmamış. Sanal şemsiyenin tek marifeti sadece yağmuru önlemek değil aynı zamanda oluşturduğu iyon rüzgarı ile stadyum çimlerinde bulunan zehirli gazları, sigara ve meşale dumanları hızlı bir şekilde ortamdan uzaklaştırması. Bu şekilde oksijeni yüksek bir ortam sağlayarak oyuncuların performansının artması…
Türkiye de bazı şeyleri yapmanın ne kadar zor olduğunu ama bunlara rağmen ilkleri başaracak güçte insanlara sahip olduğumuzu anlatan güzel bir hayat hikayesini sizlerle paylaşmak istedim. Yazıyı Forbes dergisinde okudum ve çok etkilendim. Çalıştığım firmada Avrupa’ ya teknoloji ürünü olan makineler satıyor ve birçok mücadele veriyor çünkü bunu Türkiye de yapabilmek cidden çok zor bir iş. Biz de bir sürü zorluklarla karşılaşıyoruz özellikle iç pazarda yukarıdaki yazıda da olduğu gibi insanların genelde Avrupa veya Amerika ürünleri kusursuz ve harika zannetmelerinden kaynaklı önyargıları ve Türk üreticilerinin ürettiklerine tedirgin yaklaşmaları. Umarım birgün bu düşünceleri yıkarız da Türk üreticilerin Avrupa ve Amerikan üreticileri kadar iyi olduklarını anlarız… Üstelik tüm bu zorluklara rağmen…
0 Responses to “Dahi ya da Şaklaban Olmak”
Yorum Gönder